Cumhuriyet Halk Partisi, Türk siyasi hayatında sıradan bir oluşum değildir. Kurucu irade olmasının yanısıra, milletin demokrasi umudunu da temsil eder ve bu yapısı gereği daha yüksek bir sorumluluk taşır. Hakkındaki müspet ve/veya menfi her iddia, sadece parti içi bir mesele olarak kalamaz; doğrudan toplumun geniş kesimlerinin vicdanını ve güvenini ilgilendirir.
Son günlerde, parti çatısı altındaki çeşitli belediyeler, yöneticiler ve adaylarla ilgili pek çok iddia kamuoyuna yansımaktadır. Bu iddialar hakkında, doğruluğu kanıtlanmadığı sürece bireysel yargıda bulunmak ne vatandaşın ne de sosyal medyanın görevidir. Ancak altı çizilmesi gereken bir gerçek var ki: İddialar kadar, hatta belki ondan daha önemlisi, bu iddialara karşı kurumsal, bağımsız ve şeffaf bir içsel denetim mekanizmasının devreye sokularak, kamuoyunun aydınlatılmamasıdır.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin en temel özelliği sadece muhalefet etmesi değil; aynı zamanda etik, hesap verebilir ve kurumsal siyaset iddiası taşımasıdır. Bu iddia sessizlikle veya görmezden gelmekle korunamaz. Açık ve şeffaf olunmalıdır.
Herhangi bir siyasi partide yönetici veya adaylar hakkında olumsuz, etik olmayan ve gerçekleri yansıtmayan iddialar ortaya atıldığında izlenmesi gereken yol bellidir: Hızla, bağımsız, tarafsız ve şeffaf bir inceleme sürecini işletmek ve bu sürecin neticesini tüm kamuoyuyla, açıkça paylaşmak. Nitekim CHP bünyesinde, bu tür incelemeleri yürütebilecek çok sayıda deneyimli isim, müfettiş, hesap uzmanı ve denetçi bulunmaktadır. Gerektiğinde bağımsız dış denetim kuruluşlarının da desteği alınarak, iddiaların üzerine gidilmesi mümkünken, suskunluk tercihi anlaşılır değildir.
Siyasette sorumluluk, sadece hatayı yapan kişiyle sınırlı değildir. Yanlış aday tercihleri, yetersiz ön değerlendirmeler ve denetimsiz süreçler siyasi sorumluluğun kapsamındadır.
Partisine gönül veren, emek veren milyonlar, bu partiyi “her koşulda ve koşulsuz savunulacak bir kale” olarak değil; yanlış varsa düzeltme, iddia varsa araştırma ve doğruyu yapma cesaretini gösterecek bir kurum olarak görmek isterler/istemektedirler.
Cumhuriyet Halk Partisi; şaibelere, olumsuz ve gerçek dışı iddialara muhatap olmamalıdır, temiz kalmalıdır ve temiz siyaset iddiasını korumak zorundadır. Çünkü bu parti zarar görürse, zarar gören sadece bir siyasi yapı olmaz; ülkenin daha adil, daha demokratik beklenti ve umutları da yara alır.
Cumhuriyet’in kurucu partisinin asıl gücü, hiç hata yapmamış olmasında değil; yapılan veya iddia edilen hatalarla cesaretle yüzleşebilme, hesap sorabilme ve kendini yenileyebilme iradesindedir. Unutulmamalıdır ki, “Atatürk’ün partisidir” demek, aynı zamanda bu üstün sorumluluğu her koşulda taşımayı gerektirir.








