6 Şubat depremlerinin üzerinden tam 650 gün geçmişti. Hatay’ın Kumlu ilçesinde bir okulun yanı başında bulunan riskli yapının 16 Kasım 2024 tarihinde yıkılması, bölgede süren ihmalleri ve sessizliği gözler önüne serdi. İlçedeki okullarda çocukların sağlığının hiçe sayıldığı, riskli yapılarda eğitime devam edildiği ve kamu kaynaklarının amacı dışında kullanıldığı iddiaları ülke gündemine oturdu.
Rutubetli Lojmanda Eğitim Gören Çocuklar
Kumlu Kelli İlkokulu’nda 2023/2024 eğitim öğretim yılında ana sınıfı öğrencilerinin, okul binasının içindeki rutubetli ve hijyenik olmayan lojmanda eğitim gördüğü öne sürüldü. Duyarlı eğitimciler durumu defalarca görsel kayıtlarla resmi şikayetlerle bildirdi; ancak İlçe Millî Eğitim Müdürü’nün yalnızca yüzeysel düzenlemelerle sorunu geçiştirdiği, hatta temizlik görevlilerine ‘üstün başarı belgesi’ vererek olayları manipüle etmeye çalıştığı iddia edildi.
Proje ve Kayıtlarda Çelişki Var
Kelli İlkokulu’nda 2021–2022 eğitim yılında ‘Temel Eğitimde 10.000 Okul‘ projesi kapsamında açılan ana sınıfı, proje ödeneği alınmasına rağmen 2023/2024 eğitim öğretim yılında kapatıldı ve eğitim dışı amaçlarla kullanılmaya başlandı. İlçe Millî Eğitim Müdürü önce projeyi kabul etti, ardından ‘okul projede yok‘ diyerek kendi raporunu çürüttü. Kayıtlar arasındaki bu çelişki, kamu kaynaklarının nerelere aktarıldığı sorusunu gündeme getirdi.


650 Gün Sonra Gelen Yıkım: “O Kule Riskliydi”
Kelli İlkokulu’nun yanı başındaki su deposu ve kule, aylarca öğrencilerin ve öğretmenlerin hemen yanı başında durdu. Risk durumu raporlarda önce geçmedi aksine ‘eğitim öğretime uygundur’ diye rapor tutuldu. Duyarlı eğitimcilerin görsel kayıtlarla durumu bakanlığa belgelemesine rağmen önce hiçbir tedbir alınmadı. 2024-2025 eğitim öğretim yılında okula gelen il müfettişi tarafından okulun riskli olduğu belgelendi fakat İlçe Müdürü 10/10/2024 tarihli yazısında ‘kule 30-40 yıllık’ diye savunma yaptı ardından deprem riskini geç de olsa kabul etti. Okulda kısmi tedbir alınıp, diğer ilkokul öğrencileri için eğitim öğretim faaliyetleri durdurulmadı ve öğrenciler güvenli alana nakledilmedi. Yıkım ancak 16 Kasım 2024’te, yani depremden 650 gün sonra gerçekleşti. O gün sadece bir yapı değil, denetim sistemine duyulan inanç da yıkıldı.



Eğitim Binaları Amaç Dışı Kullanıldı
İddialar zinciri sadece bir okul ile sınırlı değil: Nene Hatun Anaokulu, ilçe müdürlüğü binasına çevrildi. Kırcaoğlu İlk-Ortaokulu’ndaki ana sınıfı, okul müdürünün özel alanına dönüştü. Doğu Ayrancı İlkokuluna 2023/2024 eğitim öğretim yılında yıkım kararı olmasına rağmen eğitim vermeye devam etti. Mevzuata göre eğitim öğretim yapılması yasak olan okul 2023/2024 eğitim öğretim yılı bitince yıkıldı. İlkokul öğrencileri Batı Ayrancı ilkokuluna nakledildi. Kumlu Halk Eğitim Merkezi, belediye tabelasıyla faaliyet gösterdi; öğrenciler konteynerlerde ders gördü. Her biri, ‘çocuğun üstün yararı’ ilkesinin kâğıt üzerinde kaldığını gösterdi.

Denetimler Eksik
İlçe Millî Eğitim Müdürü’nün denetim, koordinasyon ve bilgilendirme görevlerini yerine getirmediği iddia edilirken bu durum; sadece idari bir ihmal değil, aynı zamanda çocuk güvenliği açısından ağır bir sorumluluk doğurdu.
Baskı, Suskunluk ve Cezalandırma
Öğretmenlerin şikâyet dilekçeleri görmezden gelindi, bazıları baskıya maruz kaldı. İl Müfettişleri bile öğretmenlerden ifade almadı, 2023/2024 eğitim öğretim yılı ve 2024/2025 eğitim öğretim yılındaki dosyalar sessizce kapatıldı. Bölgedeki eğitimciler, İlçe Milli Eğitim Müdürü tarafından ‘konuşanın cezalandırıldığı bir sistemin içinde‘ olduklarını ifade etti.
Bölgedeki eğitimciler; çocuk hakları ihlallerinin acilen incelenmesini, MEBBİS kayıtlarında proje ödeneklerinin denetlenmesini, riskli okul tahsislerinin iptalini ve İlçe Millî Eğitim Müdürü hakkında idari işlem başlatılmasını istiyor.


Çocuğun Üstün Yararı Hatırlatıldı
Başvurularda, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesi hatırlatıldı: “Her durumda çocuğun üstün yararı gözetilir.”

Kumlu’da yaşananlar sadece bir binanın çöküşü değil, vicdanların ve denetim mekanizmalarının da sessiz çöküşünü temsil ediyor.
650 gün sonra gelen yıkım, sadece duvarları değil; suskunluğu, ihmali ve korkuyu da yıktı.








