EL İŞARETİ
İnsanlık ile birlikte eller insanların iletişimlerinde önemli bir yer kaplamıştır. Özellikle duyma engellilerin iletişiminin vazgeçilmezi el hareketleridir. Bir de sesin ulaşamadığı uzaklıklarda kullanılır. Kısaca ellerimiz ile konuşuruz desek yanlış söylemiş olmayız. Hitap ederken, ders verirken, oyun oynarken ellerimiz bizim ikinci dilimizdir. Sessizdirler ama sürekli konuşurlar. Ellerin iletişimde çok önemli bir rolü vardır, tıpkı bir orkestra şefi gibi tüm duygularımızı, düşüncelerimizi, bilgimizi karşımızdaki insanlara anlatmamızı ve karşımızdaki insanları anlamamıza yardımcı olurlar. Sevdiğimiz şeylere ellerimizle dokunuruz. Özlem duyduklarımızın eşyalarına, resimlerine ellerimizle dokunuruz. Hürmet ve saygıyla büyüklerimizin ellerinden öperiz. Aynı şekilde hiddetimizi, hoşlanmadığımız, sevmediğimizi, istemediğimizi ellerimizle gösterebiliriz. Ellerimizle siyasi fikrimizi ortaya koyabilir, küfür edebiliriz. Ellerimiz iletişim için bu kadar önemlidir. Ellerimiz duruşu şekli karşımızdaki insana bir şeyler anlatır. Normal olarak ellerin iki yana sarkmış şekilde durması rahat hissedildiği anlamına gelir. Eller üst üste gelip vücudu sarar şekilde durursa bu kapalılık, çekinme ve savunma durumuna işaret eder. Bir elin diğer bir eli bilekten kavraması (ki genelde sağ el sol eli bilekten kavrar) durumuna “El pençe divan” duruşu denir ve saygı ve çekinme göstergesidir. Elin bileği vücudun arkasında kavraması ise üstünlük ve hâkimiyet göstergesidir. Liderlerde ve komutanlarda bu duruşu sık sık görebilirsiniz. Ellerin avuç içlerini birbirlerine hızla sürtmek bir hazırlık ve heyecan ifadesidir.
Ellerin kullanıldığı en önemli temas şekli tokalaşmadır. Eşit statüdeki insanların tokalaşması sırasında avuç içleri birbirini kavrar, ellerin dışları sağa ve sola bakar. Avuç içlerinin yukarıda olacak şekilde uzatılması eşitlik ve silahsız olma anlamındadır. Sıkılan elin aşağı itilip sırt kısmı yere baktırılması üstünlük işaretidir. Üstünlük gösteren tokalaşmada ise üstün tarafın elinin sırtı yukarı bakar, diğer tarafın el sırtı bilek güreşinde yenilmiş gibi aşağıya bakar. Başta söylediğim gibi el işaretleri insanlık tarihi kadar eskidir. Bizim kültürümüzde el işaretleri diğer kültür ve toplumlara göre daha zengin ve çeşitlidir. Bu dilimizin zenginliğiyle doğru orantılıdır. Son dönemlerde özellikle siyasi partiler bir şekilde kendilerini ifade etmek için el işaretleri kullanmaktadır. Bunların neler olduğunu bir çoğumuz biliyoruz. Ben bunlardan ikisi üzerinde duracağım. MHP kökenli daha doğrusu milliyetçi kesimin kullandığı bozkurt işareti ve Ak Parti sempatizanlarının kullandığı rabia işareti. Niye bu ikisi derseniz, cevabım basit. Bu iki görüş birleşerek, bizlerin, yaşlılarımızın, çocuklarımızın hatta sokakta yaşayan canların hayatını etkileyecek kararlar almaktadırlar. Aldıkları kararlar, temsil ettikleri ya da çağrıştırdıklarıyla biri birini tutmamakta, yapılanlarla görsellik uyuşmamaktadır. Önce milliyetçi tabanın işareti bozkurt nedir şöyle bir bakalım.
Bozkurt işareti İslam öncesi köklere sahiptir, Budist kültüründen Türk kültürüne geçmiştir. Hunlar, Kıpçaklar ve Peçenekler gibi çeşitli Türk halkları tarafından soylarını temsil etmek için bu işaret kullanmıştır. MHP tarafından bulunup ortaya konulmadığı gibi sadece MHP nin malı ya da simgesi değildir. Kültürel açıdan soyun, yüceliğin, birlik olmanın, savaşçı ruhun, teslimiyetçi olmayan ve mücadeleci Türk boylarının ortak simgesidir. İşaretin kullanımında, kadın veya erkek ayrımı yoktur. Bir çok Türk boyu soylarının bir dişi kurttan geldiği kabul eder. Asena, Türk kültürünün ayrılmaz bir parçasıdır. Bozkurt asıl anlamıyla siyaset üstü bir işarettir. Ancak toplum yapımızda oluşan kültürel erozyon bu bilgilerin unutularak sadece siyasi parti sembolü olmasına neden olmuştur. Bu tam anlamı ile kayıptır. Ortada olan siyasi parti tamamıyla mücadeleden uzak, teslimiyetçi bir yapıdadır. İdeolojiyle ilgili hiçbir üretimi yoktur. Türk halkının yüceltilmesi ya da refahı ile ilgili hiçbir çabası yoktur. Olan ve görülen budur. Diğer tarafta rabia işareti kullanan Ak Parti tabanı vardır. İşaretin aslı tüm dinlerde ve kültürlerde kabul gören bir işarettir. ‘’Fatma Ana’’ sembolü, genellikle “Fatma’nın Eli” olarakta bilinmektedir. Bu sembole; Hindu’lar ‘Humsa Eli’, Musevilerse ‘Hameş Eli’ ya da ‘Miryam’ın Eli’ adını vermişlerdir. Kimi kültürlerde yukarıya dönük, kimi kültürlerde aşağıya dönük el şeklinde bulunmaktadır. İşaret iyileşmeyi, bereketi, bolluğu, kardeşliği, eşit olmayı, paylaşmayı ifade eder. Bu nedenle insanlık tarihinin tüm evrelerinde tüm inançlarında kullanılmıştır. Kullanılmaya devam edecektir. Aynı şekilde Ak Pati tarafından bulunup ortaya konulmadığı gibi sadece Ak Partinin malı ya da simgesi değildir. Her iki işaret tarihsel ve kültürel bir yapıya sahiptir. Siyasi partilerin yaptığı sadece olanı sahiplenmektedir. Olanın anlamı ya da simgeledikleri her iki partinin de umurunda değildir. Ülkemizin geldiği ekonomik ve siyasi durum her şeyi anlatmak için yeterlidir. Bunların farkına varabilmek ve buna cevap vermek için 2024 yılında yapılacak Yerel Seçimler büyük bir fırsattır. Bu seçimlerde belediye başkanlarından çok seçmenin memnuniyeti oylanacaktır. Seçmen bu taklitçi ve iki yüzlü siyasete ya kabul işareti gösterecek ya da okkalı bir nah işareti çekecektir. Seçim seçmenindir…
Diğer köşede buluşmak üzere…











