Sivas Emek ve Demokrasi Güçleri, gazetecilere, sendika temsilcilerine, siyasetçilere ve yaşam savunucularına yönelik son günlerde artan gözaltılar ve tutuklamalara karşı Sivas Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması gerçekleştirdi.
Katılımcılar, “Haksız ve hukuksuz tutsaklıklara son verin!” pankartı açtı ve “Mehmet Türkmen yalnız değildir”, “Sendikal haklar engellenemez”, “Toprağına, doğana, ağacına sahip çık” gibi sloganlar attı.
Evrensel’de yer alan habere göre, basın açıklamasını Sivas Emek ve Demokrasi Derneği Başkanı Köksal Tek okudu.
Tek, Türkiye’nin yakın tarihinin en kaotik süreçlerinden geçtiğini vurgulayarak, “Emekçisinden gazetecisine, siyasetçisinden öğrencisine kadar kimse güvende değil” dedi. Edward Snowden’ın sözlerini hatırlatan Tek, “Suçluları açığa çıkarmak suç olarak kabul ediliyorsa, suçlular tarafından yönetiliyorsunuz” ifadelerini kullandı.
Açıklamada, BirGün Muhabiri İsmail Arı’nın 21 Mart’ta Tokat’ta gözaltına alındığı ve savcının ifadesini almadan tutuklama kararı verdiği hatırlatıldı. Tek, Arı’nın ve diğer gazetecilerin, “yolsuzluklar, deprem ihmalleri, kamusal alanların ranta açılması ve işçi haklarını koruma çabaları” gibi konuları haberleştirdiği için hedef alındığını belirtti.
“GERÇEĞİN KENDİSİ YARGILANIYOR”
Basın açıklamasında ayrıca Tele1’den Merdan Yanardağ’ın 151 gündür tutuklu olduğu ve Alican Uludağ ile İsmail Arı’nın adli kontrol altında olduğu hatırlatıldı. Tek, “Bir gazeteciyi susturursunuz, bir başkası yazar. Bir kalemi kırarsınız, bin kalem çoğalır. Bugün yapılmak istenen gazetecileri değil, gerçeğin kendisini yargılamaktır” dedi.
Sendikal haklar ve işçi mücadelesi de açıklamada öne çıkarıldı. BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen’in, işçilerin haklarını savunduğu için tutuklandığı hatırlatıldı. Tek, “Bu tutuklama, hak arayan işçilere ve sendikal mücadeleye yönelik bir gözdağıdır” ifadelerini kullandı.
“DAYANIŞMAYLA DİRENECEĞİZ”
Açıklamada ayrıca Türkiye’de 2024’ten itibaren 85 belediyede seçilmiş başkanların görevden alındığı ve Muğla İkizköy’de Akbelen Ormanı’nı korumaya çalışan Esra Işık’ın tutuklandığı örnekleri paylaşıldı. Tek, “Halkın tüm kesimleri dimdik ayakta ve dayanışma ruhuyla direnişi sürdürüyor. Türkiye’nin neresinde olursa olsun, hukuksuz uygulamalara karşı burada olacağız” diye konuştu.
Açıklama, İsmail Arı’nın sözünü hatırlatarak sona erdi: “Hangi dağ efkarlıysa biz oradayız!”

Açıklamanın tamamı şöyle:
Türkiye, yakın tarihinin en kaotik süreçlerinden birini yaşıyor. Emekçisinden emeklisine, gencinden yaşlısına, gazetecisinden siyasetçisine ve öğrencisinden kadınına kadar kimsenin güvende olmadığı bir süreç bu.
Çeyrek asırlık “Saray” rejiminin akademisyenlere, avukatlara, siyasetçilere ve gazetecilere baskı aracı olarak kullandığı “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçu, son dönemde yargı erkinin kullanışlı bir aparatına dönüştü. Edward Snowden’ın “Suçluları açığa çıkarmak suç olarak kabul ediliyorsa, suçlular tarafından yönetiliyorsunuz demektir” sözü, ne yazık ki ülkemizi özetliyor.
BirGün Muhabiri İsmail Arı, ailesini ziyaret ettiği Tokat’ta 21 Mart Cumartesi gecesi gözaltına alındı. Savcı, henüz Arı’nın ifadesini dahi almamışken, mahkeme tutuklama kararı verdi. İsmail Arı’nın neden tutuklandığını çok iyi biliyoruz:
Yolsuzluklar yazılmasın, depremde yaşanan ihmaller anlatılmasın. Halkın nefes alma alanlarının ranta açılmasına tepki gösterenlerin sesleri duyurulmasın. İlimizde Eğitim-Sen Yönetim kurulu üyesinin ve daha birçok yerde yüzlerce kişinin, bilgisi dışında AKP’ye üye kaydedilmesi haber yapılmasın. Ülkenin, neredeyse tamamının maden şirketleri tarafından talan edilmesi yazılmasın. Kızılay’ın deprem çadırlarını sattığı yazılmasın. Kamu kaynaklarıyla büyütülen gerici tarikat ve vakıf düzeni teşhir edilmesin diye tutuklandığını çok iyi biliyoruz!
Ama şunu da herkes bilsin; Hiçbir baskı, hiçbir gözdağı bağımsız gazeteciliği susturamayacak. Gazeteciliğe yönelik her türlü baskının, her türlü hukuksuzluğun karşısındayız. Bağımsız ve özgür gazeteciliği savunmaya devam edeceğiz!
Gazeteci bir haber yapıyor, belgeler yayımlıyor, kamu yararı olan bilgileri halka ulaştırıyor ve sonra “yanıltıcı bilgi” denilerek gözaltına alınıyor. Gerçek olan bir haber nasıl “yanıltıcı” olabilir? Ülkemizde bugün yaşananlar şunu gösteriyor: 217/A maddesi bir ceza normu olmaktan çıkmış, gazetecilerin başında sallanan Demokles’in kılıcına dönüşmüştür.
Gazeteci Merdan Yanardağ susturulmak istendi ve 151 gündür tutuklu. Tutuklanması yetmedi, ülke tarihinde görülmemiş bir kumpasla Tele1’e çöküldü. Ama Yanardağ yine yılmadı, yazıları ile bize Silivri’deki hücresinden ışık tutmaya devam ediyor.
Alican Uludağ ve İsmail Arı tutuklu, sayısını bilmediğimiz kadar gazeteci ise adli kontrol altında. Çünkü siyasal iktidar dikensiz bir gül bahçesi istiyor. Eleştirisiz, sorusuz ve habersiz bir ülke… Ama unuttukları bir şey var, hakikat inatçıdır. Bir gazeteciyi susturursunuz, bir başkası yazar. Bir kalemi kırarsınız, bin kalem çoğalır. Bugün yapılmak istenen gazetecileri değil, gerçeğin kendisini yargılamaktır.
“Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçu” sadece gazetecileri sindirmek için kullanılmıyor.
BİRTEK-SEN Genel Başkanı Mehmet Türkmen, “Bu memlekette zenginseniz işçinin hakkına çökebilirsiniz, kimse size hesap sormaz” ifadeleri nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla tutuklandı.
Mehmet Türkmen asıl; işçinin kopan kolunun hesabını sorduğu için, patronların saltanat çarkına çomak soktuğu için tutuklandı. Bu tutuklama; hak arayan, grev yapan işçilere ve sendikal mücadeleye yönelik bir gözdağıdır.
Türkiye’de 2024 yılından itibaren, 30 belediyede seçilmiş başkanlar görevlerinden alındı. 55 belediyede ise meclis aritmetiğinin değiştirilmesi gibi çeşitli biçimlerde parti değişikliği yapıldı. Bu 85 belediyeye yapılan operasyonlarla, her 5 seçmenden 1’inin oyu, gasp edilmiş oldu. En son, CHP’li Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, 7 yıl önce işlediği iddia edilen bir suçtan dolayı tutuklandı.
Muğla İkizköy’de Akbelen Ormanı’ndaki doğa talanına karşı, günlerce yüreğini siper eden, İkizköy muhtarı Nejla Işık’ın yaşam savunucusu kızı Esra Işık, tutuklandı. Hukukla ilgisi olmayan bu karar; doğasını, yaşam alanını korumak için mücadele eden yurttaşların, direncini kırma çabasından başka bir şey değil.
Bütün bu olumsuzluklar karşısında dahi, halkın bütün kesimleri dimdik ayakta ve dayanışma ruhu ile direnişi örmektedir. Bugüne kadar olduğu gibi, bugünden sonra da Sivas Emek ve Demokrasi Güçleri olarak Türkiye’nin neresinde olursa olsun, bütün haksız ve hukuksuz uygulamalara karşı burada olacağız.
İsmail Arı’nın de sözünü ettiği gibi, “Hangi dağ efkarlıysa biz oradayız!”
SİVAS EMEK VE DEMOKRASİ GÜÇLERİ










