Emeğin evrensel dayanışma ve mücadele günü, 1 Mayıs İşçi Bayramı yurdun dört bir yanında coşkuyla kutlandı. 1 Mayıs’ta Sivas’ta da işçiler, emekçiler, öğrenciler, kadınlar ve çocuklar meydanları doldurdu.
Sivas Ethembey Parkı önünde toplanan sendika ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile vatandaşlar, arama noktasından geçerek alana alındı.
Grup, daha sonra sloganlar eşliğinde Mevlana Caddesi’ndeki miting alanına yürüdü.
Burada gerçekleştirilen kutlamalarda, konuşmaların ardından alanda bulunanlar müzik eşliğinde halay çekti.
Emek ve Demokrasi Derneği Başkanı Köksal Tek, yaptığı konuşmada şunlara değindi:
2026 1 Mayıs’ına, ülkemizde işçi hareketinin fiili kalkışmalar ve kazanımlarla yarattığı umutla, bölgemizde ise emperyalist haydutluğun ve siyonizmin, emekçi halkları topyekün bir imha savaşına sürükleyen barbar saldırılarıyla giriyoruz.
MESEM’lerde çocuk işçiler, Gazze’de, İran’da ve Lübnan’da ise okullarda öğrenciler katlediliyor.
Geçinmeye çalışan emeklinin, iş cinayetinde öldürülen işçilerin, yıllardır inancı ve kültürü yok sayılan Alevilerin, güpegündüz sokak ortasında öldürülen kadınların biriken kinini taşıyoruz.
Emperyalistlerin, silah tüccarlarının başlattığı savaşlar, dünyanın dört bir yanında sınıf kardeşlerimiz için katliam ve yurtsuzluk, bizim için ise soframızdan çalınan ekmek ve emeğimizin daha da ucuzlatılması demektir.
Unutmayın! Filistin halkını soykırımdan geçiren Siyonist savaş makinesi, Türkiye’deki işbirlikçi holdinglerin gönderdiği yakıt ve hammaddeyle varlığını sürdürüyor. İşgalcilerin tüketim ürünlerini limanlarımızdan taşıyarak bu vahşetten kâr devşiren sermaye grupları, aynı zamanda bizim soframızdaki ekmeği çalan sömürü çarkının da sahipleridir.
Bu emperyalist haydutluk karşısında tarafsızlık maskesi takmak, ikiyüzlülükten başka bir şey değildir ve bu sadece Siyasal İslamcılara yakışır! Tarafsız olma şansınız yok. Ya Katil Netanyahu’nun yanındasınız ya Filistinli bebenin, ya Trump’ın yanındasınız ya İran’da öldürülen 168 kız çocuğunun.
Biz, bu ikiyüzlülerden ve takiyecilerden değiliz. Burada bile ayrışıyoruz. Biz düşmanımızın bile gözünün içine bakarak gerçeği söyleriz.
Saray çok güçlüymüş, emperyalistler çok güçlüymüş, sermaye çok güçlüymüş. Zerre kadar umurumuzda değil. Gözlerinin içine bakacağız ve gerçekleri haykıracağız. En örgütlü olmamız gereken zamandayız, bir gram boşa harcayacak enerjimiz yok.
Kitle seferberliğini, Türkiye solunun tarihsel hafızasıyla buluşturacak siyasal müdahaleyi yaratmak zorundayız.
Saray rejimi, emekçi halkın elinde hak olarak ne kaldıysa almaya çalışıyor. Yıllardır türlü yollarla seçim kazanarak iktidarını sürdüren Erdoğan, artık böyle bir sandık aritmetiği kalmadığını anladığı noktada, siyasi rakibini etkisiz hale getirmeyi denedi.
Ekrem İmamoğlu bugün cezaevinde. Halkın oyuyla seçilen onlarca belediye başkanı cezaevinde. Soma’da 301 madenciyi katledenler özgürce dolaşırken, madencilerin avukatları Selçuk Kozağaçlı ve Can Atalay yıllardır cezaevinde. Gazeteciler İsmail Arı, Alican Uludağ ve Merdan Yanardağ cezaevinde. Sendika Başkanı Mehmet Türkmen cezaevinde. Toprağına suyuna sahip çıkan Akbelen direnişçisi Esra Işık cezaevinde.
Bağımsız Maden İş Örgütlenme Koordinatörü Başaran Aksu, bir ay içinde tam 3 kez gözaltına alındı. Ama Doruk Madencilik işçilerinin direnişi, yine de zaferle sonuçlandı. Başaran Aksu yıllardır Sivas’taki madenciler için de mücadele veriyor. Sivas’a her geldiğinde arayıp “Ne yapabiliriz” diye soruyordu, Divriği’deki Kangal’daki madencileri örgütlemeye çalışıyordu.
Ama bugün bir kez daha görüyoruz ki devlet, emekçinin değil sermayenin tarafında yer alıyor. Onların gözünde emekçilerin, bir böcek sürüsünden farkı yok.
Milyonlarca insan, sadece yoksul olmanın değil, ülkenin tepesine çöreklenmiş bir kesimin “iç sömürgesi” haline gelmenin de öfkesini yaşıyor.
Türkiye’de bu iç sömürge rejiminin, halka kin kusan azgın bir azınlığın; yalılarda, yatlarda, rezidanslarda yaşayan ve rüşvetlerde, torpillerde adı geçen, bir grup faşist elitin emeğimizden başka hiçbir şeye sahip olmayan bizleri bir böcek sürüsü gibi görmesi gerçeğini kabul edip bununla mücadele etmemiz gerekiyor.
Bu kapitalistler, bu emperyalistler, bu alçak para babaları insana hiçbir şey vermezler; onlardan ancak koparıp alırsın. Mücadele edersin, kavga edersin, kan dökersin, can verirsin ancak öyle kazanabilirsin. Başka türlü kazanamazsın!
Normal insani değerlere sahip birisi, bunların ne kadar vahşileşebileceğini tahmin edemez!
Geçen yıl bu meydanda söylemiştim,
Bize düşen; atalarımızın, dedelerimizin isyan geleneklerine ve bilimsel geleneklere sırtımızı yaslamak ve aklımızı, yüreğimizi, bileğimizi birleştirerek örgütlü bir biçimde bu sınıf mücadelesine katkı sunmaktır.
Bu mücadelede yitirdiğimiz yoldaşlarımıza, tüm siyasi tutsaklara ve emekçi halkımıza selamlarımı, saygılarımı sunuyorum.
Yaşasın, onurlu mücadelemiz!










